Ara
  • Gülşah Başandaç

Futbolun kanayan yarası: Kas yaralanmaları!

Güncelleme tarihi: 9 Oca

Dünyadaki en popüler spor dalı olan futbolda görülen kas yaralanmaları hala kanayan bir yara. Bu yaralanmalar sanıldığının aksine, darbeler, kırıklar veya eklem yaralanmaları gibi diğer yaralanmalardan çok daha sıktır. Bu kadar geniş bir kitlenin oynadığı futbolda, hem takım performansı hem de kulübün ekonomisi için önemli olumsuz sonuçları olan yaralanmaların sayısı, oranı ve yüzdesi araştırma sonuçlarına göre voleybol, basketbol, bisiklet, yüzme ve hatta dövüş sporları branşları ile karşılaştırıldığında çok daha yüksektir.

Uzmanlar, kas yaralanmalarını azaltmak için, literatür ışığında ve deneyimlerden elde edilen bilgileri birleştirerek, en iyi yaralanma önleyici programın kişiselleştirilmiş testler, bireysel programlar ve sporcunun takibi olduğunu söylüyorlar.

Kas yaralanmaları futbol dünyasında önemli bir sorundur. Bu yaralanmalar, her 1000 saatlik aktivitede yaklaşık 4.6 kez meydana gelir ve darbeler, kırıklar veya eklem yaralanmaları gibi diğer yaralanmalardan çok daha sıktır (López-Valenciano ve diğerleri). Kas yaralanmalarının, hem takım performansı hem de kulübün ekonomisi için önemli olumsuz sonuçları vardır. Zira kas yaralanmalarından muzdarip olan sporcular takımdan ortalama iki hafta uzak kalacaktır (Ekstrand, Hägglund ve Waldén). Bu nedenle, kas yaralanmaları için önleyici stratejilere odaklanmak oldukça gereklidir.

Profesyonel ekipler, kas yaralanmalarını azaltmak için, bilimsel literatürün bulguları ve deneyimlerden elde edilen bilgileri birleştirerek, kanıta dayalı önleme programları uygulamaya çalışıyorlar. Ancak, mevcut stratejiler için "en iyi kanıtın" ne olduğu şu an hala tam olarak bilinmemektedir.

Mevcut strateji belirlenirken göz önünde bulundurulması gereken, yalnızca akademik çalışmalarda bulunan sonuçlar ve bu çalışmaların faydalı olup olmaması değil, aynı zamanda yaralanmaya yatkınlık riskleri (yani metodolojik kalite) da olmalıdır. Buradan yola çıkarak, Real Madrid CF’de hem araştırma hem de profesyonel futbol alanında büyük tecrübeye sahip bir grup (antrenör, fizyoterapist ve doktorlarından oluşan) profesyonel ekip tarafından, 16 yaşın üzerindeki elit futbolcularda gelişen kas yaralanmalarını önleme programlarına ilişkin şu ana kadar mevcut tüm kanıtlar değerlendirdi (Fanchini ve diğerleri, 2020). Kapsamlı bir araştırmanın ardından yazarlar, hem sistematik incelemeler (1. düzey kanıt olarak kabul edilir) hem de randomize ve randomize olmayan kontrollü çalışmalar (sırasıyla 2. ve 3. düzey kanıtlar) dahil olmak üzere kriterleri karşılayan 15 çalışma buldular.

Farklı çalışmalardan elde edilen kanıtları bir araya toplayan sistematik incelemeler bazı çelişkili sonuçlar gösterdi. Örneğin bazı çalışmalarda eksantrik egzersizler, denge, stabilizasyon veya esneklik egzersizlerini içeren programlar desteklenirken, bazı çalışmalarda bu stratejileri desteklemek için yeterli kanıt olmadığı sonucuna varıldı. Aynısı seviye 2 çalışmalar (randomize kontrollü çalışmalar) için de geçerliydi, 3 çalışma eksantrik egzersizleri desteklerken 2'si desteklemiyordu. Buna karşılık, daha düşük seviye çalışmaların tümü, farklı yaralanma önleme stratejilerinin faydalarını destekledi. Hatta bu çalışmalarda, yalnızca yaralanmaları azaltmaya yönelik uygulamaların etkinliğine ilişkin tartışmalar yoktu, aynı zamanda iki sistematik incelemede, tek bir egzersizin (özellikle eksantrikler, denge egzersizleri ve hamstring eksantrik egzersizleri-nordic gibi bazı yaygın olanlar dahil) etkinliğini desteklemek için yeterli kanıta sahip olmadığı sonucuna varıldı.

Çalışmalarda ve uzmanların tecrübelerinde de belirtildiği gibi, spor profesyonelleri, en doğru karara vararak uygulamaya geçebilmek için öncelikle sistematik incelemelere ve randomize kontrollü çalışmalara güvenmeli, sadece bulguları alarak olduğu gibi uygulamaya geçmemeli, aynı zamanda çalışmaların metodolojik kalitelerini ve olası risklerini de dikkate almalıdırlar.Elit futbolcular üzerinde daha fazla kanıta dayalı çalışmaya olan ihtiyaç vardır. Elit sporcular ile yapılacak çalışmalar için zaman, ekonomik kaynaklar, kulüp dinamiklerine uyum gibi gerekli olan koşulların sağlanmasında karşılaşılan zorluk sebebiyle, bu çalışmaları üst düzey sporcularda yürütmek de oldukça zordur. Bu nedenle, uzamnların önerileri, yüksek düzeyde kanıt yokluğunda, uzmanlar arasında fikir birliği yapılarak en etkili stratejilere rehberlik etmek en doğru seçenek olacaktır. Böylece hem tecrübe ile gelen pratik hem dearaştırmalar sonucu elde edilen bilimsel deneyim bir araya gelerek en iyi strateji belirlenir.

Hem akademik hem de saha çalışmalarını yürüten, FC Barcelona doktoru Ricard Pruna, bu tartışmaların üzerine, “tüm koruyucu yaralanma programları ve yöntemler için bilimsel kanıt eksikliği göz önüne alındığında, en iyi stratejinin tüm oyuncular için kişiselleştirilmiş bir protokol yaratılması gerekir. Bu kişiselleştirilmiş protokoller, oyuncunun fiziksel eksikliklerine, sezonun hangi diliminde bulunulduğuna, oyuncunun geçmişte ne tür yaralanmalara maruz kaldığına, vb. bağlı olarak değişecektir. Bu protokol, oyuncuyu etkileyen değişkenlere bağlı olarak zaman içinde de değişecektir” diyerek bireysel testlemeler, eğitim programlarının devamlılığı ve takibi yapılması gerektiğini teyit ediyor.

45 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör